Uzak ve güzel bir ülkede, karların pastel pembe renkte olduğu bir yerde, “Pingi” adında minik bir penguen yaşardı. Pingi çok terbiyeli bir kızdı. Her sabah uyanır, yüzünü kar taneleriyle yıkar ve altın gibi parlayan güneşe selam verirdi. Onun dünyası yumuşacık, çikolata renkli bulutlarla doluydu.
Bir gün öğleden sonra, uzaktan bir zil sesi duyuldu: “Ding-ding! Ding-ding!” Bu, dondurma satıcısının arabasının sesiydi. Dondurmayı çok seven Pingi, sevinçle kanatlarını salladı ve sesin geldiği yöne doğru koştu. Yolda, mavi şerbet gibi görünen derelerin üzerinden dikkatle atladı.
Pingi vardığında, sevimli hayvanlardan oluşan uzun bir kuyruk gördü. Onun önünde “Bafi” adında pamuk gibi bir tavşan duruyordu. Pingi öne geçmek için koşmadı. Çok sakin ve kibarca, Bafi’nin arkasında durdu. Lezzetli dondurmaya ulaşmak için biraz sabırlı olmak gerektiğini biliyordu.
Birden, hafif bir rüzgâr esti ve Bafi’nin yün şapkası başından düştü. Bafi fark etmedi ama Pingi hemen eğildi ve mavi şapkayı yerden aldı. Şapkayı küçük iki kanadıyla tuttu ve gülümseyerek Bafi’ye verdi. Bafi çok sevindi ve Pingi’ye teşekkür etti.
Sonunda sıra Pingi’ye geldi. Kocaman ve iyi kalpli bir kutup ayısı olan “Bay Vanil”, rengârenk tezgâhın arkasında duruyordu. Bay Vanil’in başında beyaz bir aşçı şapkası vardı ve vanilya ile gül suyu gibi güzel kokuyordu. Pingi’ye baktı ve dedi ki: “Ne kadar kibar bir penguen! Hangi dondurmayı istersin?”
Pingi ince ve sakin bir sesle söyledi: “Merhaba Bay Vanil! Lütfen bana çilek ve mavi gökyüzü tadında bir külah dondurma verir misiniz?” Pingi her zaman “Merhaba” ve “Lütfen” kelimelerini kullanırdı. Bay Vanil onun terbiyesini çok beğendi ve ona çok büyük bir dondurma hazırladı.
Bay Vanil dondurmayı Pingi’ye verdi. Dondurma, gökkuşağı renklerindeki bulutlar gibi parlıyordu. Pingi dondurmayı aldı ve sevinçle dedi: “Çok teşekkür ederim Bay Vanil! İyi günler dilerim.” Bay Vanil ona el salladı ve Pingi, diğer arkadaşlarının sırası gelsin diye dikkatle kenara çekildi.
Pingi, şeker ağacının yanında oturan Bafi’nin yanına gitti. Bafi de havuçlu dondurmasını almıştı. Pingi onun yanına oturdu. Onlar zaten arkadaş olmuşlardı. Pingi dedi ki: “Herkes sırada bekleyip lezzetli dondurmalarını alınca ne kadar güzel oluyor!”
Güneş yavaş yavaş gümüş renkli dağların arkasına iniyordu. Gökyüzü turuncu ve pembe renge bürünmüştü. Pingi ve Bafi dondurmalarını sonuna kadar yediler. Ayaklarının altındaki yer, akide şekeri ve nabat gibi parlıyordu. Pingi düşündü: Sıraya uymak ve kibar olmak, dondurmanın tadını çok daha tatlı yapıyor.
Gece olunca Pingi, sıcak evine geri döndü. Yumuşacık yatağına uzandı ve gözlerini kapattı. Kendi kendine dedi ki: “Yarın da terbiyeli bir penguen olacağım.” Pingi çok çabuk uykuya daldı ve bütün dağları vanilyalı dondurmadan yapılmış bir rüya gördü.